|
TÜRKİYE
İHRACATININ GELİŞİMİ
1923-1930
DÖNEMİ
- Yeni
Türkiye Cumhuriyetin ilk yıllarına bakıldığında, sınai ve
ticari altyapı bakımından Osmanlı’dan pek de parlak olmayan bir
miras devraldığı görülmektedir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde
Türkler daha çok askerlik ve bürokrasi alanlarında faaliyet göstermişler,
sanayi ve ticaret ile fazla ilgilenmemişlerdir.
- Herşeye
rağmen 19. yüzyılın başlarında Osmanlı imparatorluğunda ufak
atölyelerde icra edilen ve loncalar halinde örgütlenmiş bir
sanayiinin mevcut olduğu görülmektedir. Pamuk ipliği, bez, ipekli
kumaş ihracını gerçekleştiren bu sanayi,özellikle tanzimattan
sonra çökmüştür. Cumhuriyetin ilk yıllarına kadar, dış
ticaret hammadde ihraç eden, mamül madde ithal eden bir yapıda oluşmuştur.
·
1923 yılına gelindiğinde uzun süren savaşların sonunda
sanayinin büyük çoğunluğu İzmir ve İstanbul çevresinde bulunduğundan,
büyük hasara uğramıştır.
Bunlara ek olarak, fiziki altyapının durumu da ticaret ve ekonominin
gelişimi açısından yeterli değildi.
·
Ticaret ve sanayi alanındaki bu olumsuz manzaraya paralel olarak
Lozan Antlaşmasının dış ticaret rejimi ile ilgili bölümleri de genç
Cumhuriyetin karşı karşıya bulunduğu bir diğer sorunu oluşturmakta
idi. Zira Türkiye, dış ticaret alanında 1929 yılına kadar Osmanlı Dönemi’de
belirlenen Gümrük Tarifelerini uygulamak zorunda kalmıştır.
"Ulusal ekonomi" yaratma amacı doğrultusunda, ilk kez 1929 yılında
ulusal bir gümrük tarifesi uygulamaya konulmuştur.
- Cumhuriyetin
kuruluşunun ilk yıllarında, İzmir İktisat Kongresi’nde alınan
kararlar doğrultusunda Türkiye Cumhuriyeti liberal sayılabilecek
bir ekonomi politikası izlemeye çalışmış, ekonomik kalkınmayı
özel sektör vasıtasıyla gerçekleştirmeye çalışmış, ve bu
arada yabancı sermayeye de olumsuz bir tavır takınılmamıştır.
- 1923
yılında ihracat 50.8 milyon dolar, ithalat ise 86.9 milyon dolar
iken bu rakamlar 1930 yılında sırasıyla 71.4 ve 69.5 milyon dolar
düzeyine yükselmiştir. Bu dönemde 1930 yılı hariç olmak üzere
tüm yıllarda dış ticaret dengesi sürekli açık vermiştir.
- İhracatın
sektörel dağılımına bakıldığında ise, tarımsal ürünlerin
payının % 86 gibi çok yüksek bir düzeyde olduğu, sanayi mallarının
payının ise % 8.6 olarak gerçekleştiği görülmektedir. İhraç
ürünlerimizin tamamına yakın bölümünü yaprak tütün, ç.k. üzüm,
pamuk, fındık, zeytinyağı, tiftik, gülyağı oluşturmuştur.
- Bu
dönemde dış ticaretin ülke bazında dağılımına bakıldığında
bugüne benzer bir tablo ile karşılaşılmaktadır. İhracatımızda
ilk sıralarda yer alan ülkelerin büyük oranda bugünkü durum ile
örtüştüğü görülmektedir. İhracatımızda ilk sıralarda yer
alan ülkeler sırasıyla; İngiltere, İtalya, Fransa, Almanya ve ABD
olmuştur. Dönem sonlarına doğru Almanya’nın dış
ticaretimizdeki payının yükselmeye başladığı görülmektedir.
1930-50 DÖNEMİ
- Yeni
Türkiye Cumhuriyeti’nin genel ekonomi ve dış ticaret politikalarında
radikal değişikliklere gitmesi, 1929 yılından sonraya rastlamaktadır.
1929 yılından itibaren ithalatta gümrük vergisi uygulama hakkının
doğması ve 1929 Dünya Ekonomik Buhranı'nın da etkisiyle, uzun bir
süre tamamen "korumacı ve müdahaleci" bir Dış
Ticaret Rejimi uygulanmaya başlamıştır. Bu dönem içinde, ekonomi
politikasının temel hedefi, kendi kendine yeterli bir ekonomik yapı
oluşturmak olarak belirlenmiş, ihracat ekonomik hedefler arasındaki
öncelik sıralamasında daha geride kalmıştır. Söz konusu dönemde,
iç piyasaların temel ihtiyaçlarını karşılamaya yönelen ve
hammaddesi yurtiçinden sağlanabilen endüstriler kurulmaya çalışılmış
ve bu endüstriler yüksek gümrük tarifeleri ve kambiyo denetim
uygulamaları ile korunmuştur.
- 1933-1938
dönemi hızlı bir sanayileşme ve inşa dönemidir. Devletin fabrika
kurmak ve işletmek suretiyle ekonomik hayata aktif müdahalesi olmuştur.
Devlet ekonomiye 5 Yıllık Ekonomik Planlarla müdahale etmiştir.
1933-37 yılları arasında 1. Beş Yıllık Sanayi Planı uygulanmıştır.
Ancak, İkinci Beş Yıllık Sanayi Planı hazırlanmasına rağmen,
ikinci dünya savaşının çıkması üzerine uygulanamamıştır.
- Bu
dönemde ihracat da dahil olmak üzere dış ticaret ve dış ekonomik
ilişkiler, 1930 tarihinde çıkarılan 1567 sayılı Türk Parasının
Kıymetini Koruma Kanunu, yine aynı tarihli 1705 sayılı
“Ticarette Tağşişin Men’i ve İhracatın Murakabesi ve Korunması
Hakkındaki Kanun” ile kontrol altına alınmıştır. Ayrıca, dış
ticarette örgütlenme gereğinden hareketle Atatürk’ün imzasıyla
“Doğu ve Cenub Vilayetleri Mıntıkası Canlı Hayvan İhracatçıları
Birliği T.A.Ş.” kurulmuştur.
- Özellikle
savaş yıllarında dış ticaret rejimimizi sınırlayan ve kontrol
altına alan bir sistem oluşturulmaya çalışılmıştır. Bu
kapsamda 1939 yılında kamu kuruluşu niteliğinde Takas Limited Şirketi
ve 1941 yılında Ticari Tediyeleri Tanzim Komitesi kurulmuştur. Ayrıca
1940 yılında çıkarılan Milli Korunma Kanunu ise hükümete
ihracat ve ithalatı sınırlama yetkisi vermiştir.
- 2.
Dünya Savaşı sonrasında, uluslararası ticareti serbestleştirme
çabalarına paralel olarak Türkiye’de dış ticaret alanında bazı
önemli adımlar atmıştır. 1946 yılında TL % 116 oranında devalüe
edilmiş (1 $= 2.80 TL), ithalattaki sınırlamalar azaltılmış,
1947 yılında Dünya Bankası, Uluslararası Para Fonu (IMF), Avrupa
Ekonomik İşbirliği Örgütü (OEEC) ve Gümrük Tarifeleri ve
Ticaret Genel Anlaşmasına taraf olunmuş ve 1949 yılında yeni bir
Gümrük Kanunu yürürlüğe konulmuştur.
- 1946
yılına kadar -1938 yılı hariç- dış ticaret dengesinin fazla
verdiği görülmektedir. Ancak, yapılan devalüasyona rağmen, ithal
sınırlamalarının kaldırılması ve ihraç mallarımızın arz
esnekliğinin düşük olması nedeniyle 1947 yılından başlamak üzere
dış ticaret dengesi açık vermeye başlamıştır. (Bkz. Tablo)
1950-60 DÖNEMİ
- 1950'li
yılların başında, politik hayatta ve dünya ekonomi konjonktüründe
yaşanan gelişmelere de bağlı olarak daha liberal bir dış ticaret
politikası izlenmeye başlanmıştır. Bu
serbestleşme ve dışa açılma çabaları sonucunda 1950-52 yılları
arasında ithalat % 65 oranında libere edilmiştir. Dış ticaret
alanında 1953 yılına kadar devam eden bu süreç başgösteren döviz
sıkıntısı nedeniyle bu tarihten itibaren itibaren yavaş yavaş
terkedilmeye başlamıştır. 1950’li yılların başında yapılan
liberalizasyon ithalatın, tarımsal ürünlerin üretiminde görülen
artış ise ihracatın artmasında etkili olmuştur.Ancak, 1953 yılından
sonra alınmaya başlayan tedbirler neticesinde ithalat dönem sonuna
kadar devamlı düşmüş, ancak bu dönemde dış ticaret dengesi sürekli
açık vermeye devam etmiştir. (Bkz. Tablo)
- Nitekim,
dış ticaret açığının sürekli artması neticesinde, 1958 yılından
sonra bazı istikrar tedbirleri alınmış, büyük oranlı bir devalüasyonla
birlikte ithalat, tarife ve miktar kısıtlamalarıyla kontrol altına
alınmaya çalışılmıştır. 1957 yılında 345 milyon dolar
seviyesine kadar yükselen ihracat, tarımsal gelişmenin durması, yükselen
iç fiyatlara rağmen sabit kur politikasının sürdürülmesi ve sübvansiyon
politikalarının ihracatı caydırıcı şekilde uygulanması
neticesinde, 1958 yılında 247 milyon dolar seviyesine gerilemiştir.
Bu dönemin temel özellikleri; kronik dış açık, geniş çapta
hava şartlarına bağımlı bir ihracat ve dış yardım ve kredi
imkanlarıyla sınırlanan ithalat hacmi olarak özetlenebilir.
- Bu
dönemde ihracatın % 70 kadarını tarımsal mallar oluşturmuştur.
Belli başlı ihraç ürünlerimiz ise; tütün, fındık, kuru
meyvalar, pamuk ve tahıl gibi hammadde niteliğinde tarımsal ürünlerden
oluşmaktadır.
1960-70 DÖNEMİ
- 1960
yılından sonra, ekonomi ve dış ticaret politikalarında radikal değişikliklerin
yapıldığı yeni bir döneme girilmiştir. "Planlı Kalkınma Dönemi"
olarak adlandırılan bu dönemde ekonomi beş yıllık planlarla yönlendirilmeye
çalışılmıştır.
- Bu
dönemde dış ticaret stratejisi olarak "ithal ikameci"
politikalar benimsenmiştir. 1960-70 yılları arasında ithal ikamesi
stratejisi çok daha yoğun bir şekilde uygulanmış ve ihracat caydırılmış
ve iç pazara yönelik üretim yapan sanayilere ağırlık verilmiş,
bu sanayilerde yüksek koruma duvarlarıyla korunmuştur.
·
Bununla birlikte, ihracat I. Beş Yıllık Plan hedeflerini aşmış
ancak yapısında değişim olmamıştır. Sanayi ürünlerinin payı dönem
boyunca artmamış hatta bazı yıllar azalış göstermiştir. Tarım ürünlerinin
payında ise tam tersine bir artış yaşanmış ve % 80 düzeyine yükselmiştir.
5 yıllık süre
boyunca ihracat ortalama % 7.6, toplam 5 yılda ise % 38 oranında artış
göstermiştir. (Bkz. Tablo)
·
Bu dönemdeki önemli bir diğer gelişme ise 1963 yılında AET
ile imzalanan “Ortaklık Anlaşması” olmuştur. Yine bu Anlaşma uyarınca
öngörülen Geçiş Süreci de bu tarihler arasında yaşanmıştır.
1970-1980 DÖNEMİ
- 1970'li
yıllarda ise, geniş kapsamlı vergi iadesi uygulamaları ile sanayi
ürünleri ihracatını özendirici politikaların izlendiği görülmektedir.
Ancak, dünya konjonktöründeki olumsuzlukların da etkisiyle bu çabalar
yeterli olmamıştır. Özellikle uygulanan sabit kur politikası, iç
talepteki genişleme ve arzın belirli mallarda yetersiz kalması
sonucu ihraç edilebilir ürün fazlası daralmış ve Türkiye’nin
ihracatının dünya ihracatı içindeki payı sürekli olarak
gerileme göstermiştir.
- 1970’li
yılların başında ve sonlarında görülen iki büyük petrol krizi
Türkiye’yi de olumsuz yönde etkilemiş ve ihracat gelirinin büyük
bir kısmı ancak petrol ithalatını karşılayacak düzeye gelmiştir.
Ayrıca, 1974 yılı Kıbrıs Barış Harekatı sonrasında, ABD’nin
ülkemize ambargo koyması dış ticaretimizi olumsuz yönde etkilemiştir.
1970’li yılların sonunda ödemeler dengesindeki açık büyümüş,
ekonomik ve siyasi istikrarsızlık artmış, döviz darboğazı
nedeniyle üretim durma noktasına gelmiştir.
- 3.
Beş Yıllık Planın da uygulandığı bu dönemde, ithalat hızla
artarken, ihracat fazla bir gelişme gösterememiştir. 1971 yılında
ithalatımız, 1973 yılında ise ihracatımız ilk kez 1 milyar doları
aşmıştır. İhracatın mal gruplarına bakıldığında, tarım ürünleri
ilk sıralarda yer alırken, sanayi ürünlerinin payında belli bir yükselme
yaşandığı ve % 27’ler düzeyine yükseldiği görülmektedir.
1980-1990 DÖNEMİ
- 1980
yılı Türk ekonomisi ve dış ticaret politikaları açısından çok
önemli bir dönüm noktasıdır. 1970’li yıllarda yaşanan 2
petrol krizi sonrasında dünya ekonomisinde başgösteren olumsuz
gelişmelere paralel olarak Türkiye ekonomisinde de yaşanmaya başlayan
sorunlar, radikal kararların alınmasını kaçınılmaz hale getirmiştir.
Bu nedenle, 24 Ocak Kararları olarak bilinen geniş kapsamlı bir
ekonomik paket uygulamaya konulmuştur.
- Temel
amacı ülke ekonomisinin serbest piyasa mekanizması kurallarına göre
işlemesini sağlamak ve dünya ekonomisi ile bütünleşmeyi gerçekleştirmek
olan bu ekonomik program ile birlikte Türkiye, ülke ekonomisini dışa
kapalı bir hale getiren ithal ikamesine dayalı sanayileşme
stratejisini terketmiş ve “ihracata dayalı sanayileşme”
stratejisini benimsemiştir.
- İhracatta
önem arzeden ulaşım, haberleşme ve diğer altyapı yatırımları
hız kazanmış; ihracatçılık saygın bir bir meslek haline gelmiş
ve ihracat seferberliği başlatılmıştır.
- Bu
dönemde, ihracat ile ilgili bürokratik engeller büyük ölçüde
azaltılmıştır. Nitekim, 1567 sayılı Türk Parası Kıymetini
Koruma Kanunu ile ilgili olarak Temmuz 1984 tarihinde çıkarılan Türk
Parası Kıymetini Koruma Hakkında 30 Sayılı Karar, 1989 tarihine
kadar kambiyo rejiminin esasını oluşturmuş, bu tarihte yapılan değişiklikle
her türlü dövizin ithali serbest bırakılmıştır. 1990 yılında
Kambiyo Rejimi daha da liberalleştirilerek Türk Lirası’sının
konvertibilite özellikleri güçlendirilmiş ve 32 sayılı Karar'da
yapılan değişiklikle, TL ile ihracat ve ithalat serbest bırakılmıştır.
- Anılan
dönemde, “Dış Ticaret Sermaye Şirketi” (DTSŞ) modeli teşvik
edilerek bu şirketlerin pazar bulma, dış ticaret işlemlerini yürütme,
tanıtım gibi hizmetleri yapması düşünülmüştür. 1980'li yılların
başındaki "ihracat seferberliği"nin temeli de bu büyük
şirketlere dayalı bir modele oturtulmuştur, ve 1981-89 döneminde
DTSŞ’lerin ihracattaki payı %35 civarında gerçekleşmiştir.
- 24
Ocak 1980 Kararları çerçevesinde, gerçekleştirilen devalüasyon
sonucu TL’nin değeri ABD Doları karşısında %49 oranında düşürülmüş
ve iç talep kısılarak ihracata ivme kazandırılması amaçlanmıştır.
Sabit kur uygulaması terk edilerek günlük olarak ayarlanan esnek
kur sistemine geçilmiş ve bu sayede gerçekçi kur politikası
uygulanmaya çalışılmıştır. Başta parasal ve nakdi teşvikler
olmak üzere ihracat değişik destek unsurları ile teşvik edilmiştir.
- Dış
ticaret rejiminin liberalleştirilmesi 1983 yılından sonra artan bir
hızla sürdürülmüş, ithalatta pozitif listeden, negatif listeye
geçilmiş, miktar kısıtlamaları yerine tarife uygulaması ön
plana çıkarılmış, koruma oranları giderek düşürülmüştür.
- İhracat
Rejimi zaman içinde yapılan değişiklik ve düzenlemeler ile
tescil, lisans ve ruhsat uygulamaları yürürlükten kaldırılarak,
ihracat serbestisi prensibi getirilmiştir.
- İhracatı
artırmak için hukuki düzenlemelere ilave olarak ihracatçılara,
vergi iadesi, gelir vergisi istisnası, döviz tahsisi, gümrük
muafiyetli hammadde ithalatı ve ihracat kredileri gibi bazı parasal
ve mali teşvikler sağlanmıştır. Ayrıca, yine ihracatçılara
Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu ve Destekleme Fiyat İstikrarı
Fon’undan finansman desteği sağlanmıştır.
- Türk
ihracatçılarının dış pazarlarda rekabet gücünü artırmak ve Türkiye’nin
ihracata yönelik stratejisini desteklemek amacıyla 1987 yılında Türk
Eximbank kurulmuştur.
- Yukarıda
kısaca özetlemeye çalışılan politikalar sayesinde, ülkemiz dış
ticaret hacmi ve özellikle ihracatında önemli artışlar gerçekleşmiş
ve ihracatımızın ürün kompozisyonu da büyük oranda değişmiştir.1979
yılında 2.3 milyar dolar olan ihracatımız 1990 yılına gelindiğinde
12.9 milyar dolar düzeyine çıkmıştır. İhracatımız içinde tarım
ürünleri payı hızla gerilerken sanayi mallarının payı önemli
oranda artış göstermiştir. Nitekim 1980 yılında % 36 olan sanayi
ürünlerinin toplam ihracat içindeki payı 1990 yılına gelindiğinde
% 80’e ulaşmıştır.
1990-2000 DÖNEMİ
·
90'lı yılların
başında gerek dünya ekonomisinde yaşanan durgunluk ve “Körfez
Krizi” gibi dış faktörler, gerek ekonomideki yüksek enflasyon oranı,
kamu açıkları, artan iç ve dış borç stoğu gibi kronikleşen
sorunların sonucunda, ülkemiz, 1994 yılında ekonomik kriz yaşamış
ve bu kriz sonrasında 5 Nisan Kararları olarak bilinen, ekonomik
istikrarın sağlanmasının teminen bir dizi tedbirler paketini
uygulamaya koymuştur. Yukarıda değinilen iç ve dış faktörler
1990-1993 döneminde ihracatımızın artış hızında yavaşlamaya sebep
olmuş, anılan dönem boyunca ihracatımız sadece %18 artmıştır.
·
1994 yılında
yapılan yüksek oranlı devalüasyon ve uygulanan ekonomi politikaları,
uluslararası piyasalardaki rekabet gücümüzü olumlu yönde etkilemiş
olup, 1994 ve 1995 yıllarında ihracatımız sırasıyla %18 ve %19,5
oranında artış kaydetmiştir.
·
1995 yılında,
bir yandan uluslararası ticaretin serbestleşmesinin sağlanması amacıyla
II. Dünya Savaşı'ndan sonra başlatılan GATT sürecinin tamamlanması
ile oluşturulan Dünya Ticaret Örgütü'ne (DTÖ) üye olunurken diğer
yandan, 1.1.1996 tarihinden itibaren AB ile gümrük birliğine gidilmesi
karara bağlanmıştır.
·
Küresel
ve bölgesel boyutta yaşanan bu gelişmeler neticesinde, 1980 sonrasında
yoğun bir şekilde uygulanan ihracat performansına dayalı doğrudan ve
nakdi teşvikler kaldırılarak, uluslararası yükümlülüklerimize
uygun olarak hazırlanan "İhracata Yönelik Devlet Yardımları"
programları ve tanıtım faaliyetleri uygulamaya konulmuştur.
·
Avrupa
Topluluğu Mevzuatına uyum çalışmaları çerçevesinde, İhracatı Teşvik
Mevzuatının da Topluluğun Gümrük Kodu'na uyumlu hale getirilmesi için
yapılan çalışmalar kapsamında oluşturulan Dahilde İşleme Rejimi
1.1.1996 tarihi itibariyle İhracatı Teşvik Mevzuatı yerine ikame
edilmiştir.
·
1990’lı
yıllara gelindiğinde ise, ülke ekonomisinde ve istihdamında çok önemli
bir yere sahip olan Küçük ve Orta Ölçekli İşletmelerin bir araya
gelmesi ve işletmelerin “Sektörel Dış Ticaret Şirketleri” adı
altında kurulan çok ortaklı şirketler aracılığıyla ihracat
yapmaları gündeme gelmiştir.
·
1996 yılında
ihracat artış hızının %7,3 oranında gerçekleşerek yavaşlamasının
en önemli nedeni dünya ticaretinin büyüme hızındaki yavaşlamadır.
DTÖ verilerine göre, dünya ticaret hacmindeki artış 1995 yılında
%9,1 iken 1996 yılında %5,4'e düşmüştür.
·
İhracatın
1997 yılında bir önceki yıla kıyasla daha hızlı gelişme göstererek
%13,1 seviyesinde artması ve 26,2 milyar dolar düzeyine çıkmasının
esas nedeni, yılın ikinci yarısında Asya'da ortaya çıkan mali krizin
etkilerine rağmen, dünya hasılasında kaydedilen önemli ölçüde büyüme
sonucunda artan dış talep olmuştur. Nitekim, dünya hasılasında büyümeye
paralel olarak DTÖ verilerine göre, 1997 yılında mal ticaret hacmi
%10,7 oranında artış göstererek 1976 yılından bu yana kaydedilen en
yüksek artış hızına ulaşmıştır.
·
Ancak 1997
yılı ortalarından itibaren, önce Uzakdoğu ülkelerinde mali
piyasalarda başlayan kriz, zamanla reel sektörü de kapsamış ve bunun
sonucu olarak, 1998 yılında dünya ekonomisinin büyümesi sadece %2,2
oranında kalırken, dünya ihracatı ise %1,6 oranında gerilemiştir. Sözkonusu
gelişme doğal olarak ülkemiz ihracatını da olumsuz etkilemiştir. Özellikle
küresel krizin 1998 yılı Ağustos ayında Rusya'ya sıçraması ülkemiz
ihracatında beklenen artışın gerçekleşmesini engellemiştir. Dünya
talebindeki daralma, dünya mal fiyatlarında gözlenen düşme sonucu ülkemiz
dış ticareti önemli ölçüde etkilenmiş ve 1998 yılında ihracatımız
%2,7 oranında artarak 27 milyar dolar olmuştur.
·
17 Ağustos
1999 tarihinde ve daha sonra yaşanan depremlerin sonucunda %6,1 oranında
daralan ülkemiz ekonomisi ihracatımızı da olumsuz yönde etkilemiş
ve, 1989 yılından itibaren sürekli artış gösteren ihracatımız 1999
yılında %1,4 oranında azalarak 26,5 milyar dolara gerilemiştir.
·
2000 yılı
gerek uluslararası piyasalarda Euro/Dolar paritesinde Euro aleyhine yaşanan
gelişmeler, gerekse ham petrol fiyatlarında gözlenen yüksek artışın
maliyetleri arttrıcı etkisi gibi dışsal faktörlerden kaynaklanan
olumsuz gelişmeler sebebiyle, ihracatçılar açısından zor bir yıl
olmuştur. Ayrıca Ekonomik Program'ın ilk yılı olması sebebiyle,
enflasyon hedefine paralel olarak yürütülmekte olan kur politikası,
ihracatımızı olumsuz yönde etkileyen diğer bir gelişme olmuştur.
·
Dışsal
ve içsel faktörlerden kaynaklanan tüm bu olumsuzluklar neticesinde,
2000 yılında ihracatımız %4,4'lük artışla 27,8 milyar dolara ulaşmıştır.
·
2000 yılı
toplam ihracatının %91,2'lik bölümünü imalat sanayi ürünleri,
%7,1'lik bölümünü tarım ve ormancılık ürünleri ve %1,4'lik bölümünü
madencilik ürünleri oluşturmuştur.
·
2000 yılı
ihracatının ülke ve ülke gruplarına göre ayırımına bakıldığında
ise; en önemli ihraç pazarımız olan OECD ülkelerine yönelik ihracatın
19 milyar dolar olarak gerçekleştiği görülmektedir. Aynı şekilde
Avrupa Birliği'ne yönelik ihracatımız 14,5 milyar dolar olurken, OECD
ülkelerinin toplam ihracatımız içindeki payı ise % 68,4 olmuştur. Sözkonusu
dönemde OECD üyesi olmayan ülkelere yönelik ihracatımız ise, bir önceki
yıla göre değerde % 1,6 oranında artarak 7,9 milyar dolar olmuş ve
genel ihracatımız içerisindeki payı da % 28,3 düzeyinde gerçekleşmiştir.
·
Ülke sıralamasında
ise, ilk sırada 5,1 milyar dolar ile Almanya yer alırken onu sırasıyla
ABD, İtalya, İngiltere ve Fransa izlemiştir.
2001-2003
DÖNEMİ
- Dünya
hasılasında 2001 yılı ile birlikte başlayan yavaşlama süreci,
11 Eylül saldırılarının ardından daha da belirgin hale gelmiş
ve 2001 yılında dünya hasılası %2.4 artış ile son 10 yılın en
düşük büyüme oranını gerçekleştirmiştir. 2002 yılında ABD
ve gelişmiş Asya ekonomilerinde gözlenen talep iyileşmeleri ve Çin
ekonomisindeki büyüme dünya ekonomisinde göreli bir canlanma yaşanmasına
sebep olmuş, ancak AB ve Japonya ekonomilerinde talep artış hızının
düşmesiyle birlikte 2002 yılı dünya hasılası ancak %3
seviyesinde artmıştır.
·
Dünya hasılasındaki
gelişmelere paralel bir seyir izleyen dünya mal ihracatı, 2001 yılında
%3.9’luk bir daralma yaşamış, 2002 yılında ise bir önceki yıla göre
%4,2’lik bir büyüme performansı sergileyerek 6,5 trilyon dolar düzeyine
ulaşmıştır.
·
2003 yılına gelindiğinde ise, dünya hasılasının %
3.9, dünya ihracatının ise % 16 oranlarında arttığı ve dünya
ihracatının 7,3 trilyon dolar seviyesine yükseldiği görülmektedir.
2003 yılında dolar/euro paritesinde yaşanan gelişmeler, dolar
cinsinden açıklanan ticaret rakamlarının yüksek oranda artışına
neden olmuştur.
·
2001 yılı Şubat ayında yaşanan ekonomik krizin ardından
ülkemiz ihracatında ciddi oranda bir
artış görülmüştür. Kriz sonrasında serbest dalgalanmaya bırakılan
Türk Lirası’nın büyük oranlı devalüe edilmesi ve krizin etkisiyle
birlikte büyük oranda daralan iç talep sonucunda, firmalar, krizden çıkış
yolu olarak ihracata yönelmişlerdir. Bunun neticesinde, ihracat 2001 yılında,
2000 yılına göre % 12,8 oranında artmış ve 31,3 milyar dolar olmuştur.
·
İhracatımızdaki yüksek oranlı artışın 2002 yılında,
2001 yılında yaşanan yüksek oranlı devalüasyon gibi bir gelişmenin
olmamasına rağmen, devam ettiği 2002 yılı ihracatımızın, 2001 yılına
göre % 14,1 oranında artarak 35,8 milyar dolara ulaştığı görülmektedir.
Sağlanan bu yüksek oranlı artışta, iç talepte devam eden durgunluk,
özellikle imalat sanayi üretimindeki artış, işgücü verimliliğindeki
yükseliş, reel işgücü maliyetlerindeki düşüş ve 2001 yılında
gerçekleştirilen ihracat bağlantılarının çok etkili olduğu anlaşılmaktadır.
·
2001 ve 2002 yılındaki ihracat artışının 2003 yılında
hızlanarak devam ettiği görülmektedir. Nitekim, 2003 yılında ihracatımız,
bir önceki yıla göre % 31’lik bir artış göstermiş, ve 47,3 milyar
dolar seviyesine yükselmiştir.
·
Bu ihracat rakamı, 2003 yılı itibariyle Türkiye’yi dünyanın
en büyük 24. ihracatçı ülkesi yapmıştır. Ayrıca, % 31’lik ihracat artış oranı Türkiye’yi en büyük 30
ihracatçı ülke arasında en yüksek ihracat büyüme oranını
yakalayan ikinci ülke konumuna yükseltmiştir.
·
2003 yılında sağlanan ihracat artışının ana nedenleri
ise; iç talebin tam olarak canlanmamasına rağmen üretimdeki artışın
devam etmesi, reel işgücü maliyelerindeki düşüşün ve
verimlilikteki artışın devam etmesi, faiz oranlarındaki düşüşün
yarattığı finansman kolaylığı, ihraç fiyatlarındaki artış,
dolar/euro paritesindeki gelişmelerin olumlu yansımaları ve enerji
fiyatlarının genel fiyat artışının çok altında gerçekleşmesinin
yarattığı maliyet avantajı olarak sayılabilir.
·
2003 yılı ihracatımızı ülke grupları açısından
incelediğimizde ise, Avrupa Birliği ülkelerinin 24 milyar dolarlık
ihracat ve yaklaşık % 52’lik pay ile ihracatımızda ilk sırada yer
aldığı görülmektedir.
·
Geleneksel ihraç pazarlarımız olan AB ve OECD ülkelerinin
yanısıra, yeni pazarlara girme ve kalıcı olma konusunda da çok önemli
başarılar sağlanmıştır. Nitekim, 2003 yılında İslam Konferansı
Teşkilatı Ülkelerine yönelik ihracatımız bir önceki yıla göre %
40 düzeyinde artmış ve 7,2 milyar dolar olmuştur. Benzer şekilde, Türki
Cumhuriyetleri ve Ekonomik İşbirliği Teşkilatı ülkelerine yönelik
ihracatımızda da sırasıyla % 43 ve
% 48’lik artışlar yaşanmıştır.
·
Tüm bunların yanısıra, ülkemiz 2000 yılından bu yana
uygulanmakta olan “Komşu ve Çevre Ülkelerle Ticareti Geliştirme
Stratejisi” nin bir sonucu olarak, geçmiş iki yılda olduğu gibi 2003
yılında da uzun yıllardan beri ihmal edilmiş olan komşu ülkelere yönelik
ihracatını da ciddi biçimde arttırmayı başarmıştır. Bu kapsamda,
komşularımıza yönelik ihracatımızda bir önceki yıla göre % 60.4
oranında artış sağlanmış ve anılan ülkelerin toplam ihracatımız
içindeki payı ise % 15 seviyelerine yaklaşmıştır.
·
Son dönemlerde ihracatımızın sektörel yapısında da çok
önemli gelişmeler ve dönüşümler yaşandığı bir dönem olmuştur.
Anılan dönemde, katma değeri yüksek, ileri teknoloji ihtiva eden
otomotiv, elektrik-elektronik ve makina imalat gibi sektörlerin ihracatımızdaki
paylarının hızla arttığı görülmektedir.
·
Nitekim, 2003 yılında otomotiv sanayii ürünleri ihracatımız
2002 yılına göre % 55 oranında artmış ve 5 milyar dolar olmuştur.
Benzer şekilde, makina imalat sektörü ihracatımız bir önceki yıla göre
% 40 oranında artarak 4 milyar dolar seviyesine yükselmiştir.
·
Öte yandan, ihracatımızın lokomotif sektörleri olan
tekstil ve hazırgiyim ihracatımız ise 2003 yılında 15 milyar doları
aşmıştır. Ayrıca, anılan sektörlerde moda ve markaya dayalı ürün
ihracatında da çok önemli artışlar yaşandığı görülmektedir.
·
Geleneksel ihraç ürünlerimizden olan demir ve çelik
ihracatı ile yine son dönemde başarılı bir ihracat performansı gösteren
kimyasallar ihracatımızın da 2003 yılında sırasıyla % 18 ve % 24
oranlarında arttığı ve 3,3 ve 1,9 milyar dolar olduğu görülmektedir.
·
Son yıllarda büyük bir atılım içinde olan makina
imalat sanayi ihracatımız da, bir önceki yıla göre % 35 gibi çok yüksek
bir oranda artmış ve 3,9 milyar dolara ulaşmıştır.
- 2003
yılında tarımsal ürün ihracatımız ise, bir önceki yıla göre
% 30 oranında artış göstermiş ve 5,3 milyar dolar olmuştur. Alt
gruplar itibariyle bakıldığında meyve sebze mamullerinin % 25,
hububat ve mamullerinin % 37, hayvansal ve bitkisel yağların % 160
ve tarımsal hammaddelerin % 36 oranlarında ihracat artışı sağladığı
görülmektedir.
- Öte
yandan, 2003 yılında madencilik ürünleri ihracatı ise, bir önceki
yıla göre % 36 oranında artarak 2
milyar dolar seviyesine yükselmiştir.
2004 YILI GELİŞMELERİ
-
“Sürdürülebilir
ihracat artışını sağlayacak ihracat yapısını oluşturmak”
amacıyla hazırlanan İhracat Stratejik Planı 2004 yılı Ocak ayında
yürürlüğe konulmuştur. Planın uygulama, izleme ve değerlendirme
süreci çerçevesinde 5 stratejik amaç için oluşturulan toplam 20
çalışma grubu bünyesinde 600’ü aşkın kamu/özel sektör
temsilcisinin katılımıyla sürdürülen çalışmaların 2006 yılı
sonuna dek devam etmesi öngörülmektedir. Planın uygulama süreci,
ihracata yönelik tüm faaliyetlerin ortak mutabakatla belirlenerek
bir çatı altında toplandığı bir şemsiye oluşturarak etkinliğimizi
artırmaktadır.
-
2004
yılında ise ihracatımız %33,6 artışla 63,1 milyar dolar, ithalatımız
%40,7 artışla 97,5 milyar dolar olmuştur. Böylelikle, 2003 yılında
%69,8 olan ihracatın ithalatı karşılama oranı 2004 yılında
%64,6’ya gerilemiş ve dış ticaret hacmimiz 160 milyar doları aşmıştır.
Böylece, ihracat hacmi bakımından dünya ülkeleri arasında 24. sırada
bulunan ülkemiz 2004 yılında 22. sıraya yükselmiştir.
-
2004
yılı ihracatımız ülke grupları itibariyle incelendiğinde,
Avrupa Birliği ülkelerinin 34,4 milyar dolarlık ihracat ve
%54,6’lık payla ihracatımızda ilk sırayı aldığı görülmektedir.
-
2004
yılında ihracatımızın ülke grupları açısından çeşitlendirilmesinde
de önemli başarılar elde edilmiştir. 2003 yılında 1 milyar doların
üzerinde ihracat yaptığımız ülke sayısı 9 iken, 2004 yılında
14 ülkeye ulaşılmıştır.
-
2000
yılında yürürlüğe konulan “Komşu ve Çevre Ülkeler ile
Ticari ve Ekonomik İlişkilerin Geliştirilmesi” ve 2003 yılında
yürürlüğe konulan “Afrika Ülkeleri ile Ticari ve Ekonomik İlişkilerin
Geliştirilmesi” stratejileri çerçevesinde bu ülkelere yönelik
ihracatımız sırasıyla %37 ve %40 oranlarında artarak 18,9 ve 3
milyar dolar olmuştur. Böylece komşu ve çevre ülkelerin ihracatımız
içindeki payı %30’a ve Afrika ülkelerinin ihracatımız içindeki
payı %5’e ulaşmıştır.
-
Sektörel
anlamda 2004 yılında sağlanan yapısal değişim analiz edildiğinde,
otomotiv ana ve yan sanayi, makina imalat sanayi, elektrik ve
elektronik gibi dünya ticaretinde yüksek paya sahip, ileri teknoloji
ihtiva eden ve sermaye yoğun sektörlerin ihracatımız içindeki
paylarının hızla artmaya devam ettiği görülmektedir.
-
Nitekim,
ihracatımızın yükselen sektörleri arasında yer alan ve 2004 yılında
%49 oranında bir artış yakalayarak 10,8 milyar dolar ihracat gerçekleştiren
otomotiv ana ve yan sanayiinin toplam ihracatımız içindeki payı
%17 seviyesine ulaşmıştır.
-
Benzer
şekilde, %39 ihracat artışı ile 6,1 milyar dolara ulaşan
elektrik-elektronik sektörümüz de başta Avrupa Birliği gibi gelişmiş
ülkeler olmak üzere, tüm dünyaya kendi markalarıyla girme başarısını
göstermiştir.
-
Öte
yandan, ihracatımız içinde ilk sırada yer alan tekstil ve hazırgiyim
sektörlerinde de katma değeri yüksek ve moda ve markaya dayalı ürün
ihracatında önemli aşamalar kaydedilmiş ve 2004 yılında bu sektörün
toplam iharacatı 17,5 milyar doları aşmıştır.
-
Ayrıca
dünyada en hızlı gelişen sektörlerden yazılım ve bilişim sektöründe
İhracat Stratejik Planı çerçevesinde oluşturulan Çalışma
Grubu, proje çalışmalarına başlamıştır.
-
İhracatımızdaki
geleneksel ürünlerden olan demir ve çelik ihracatımız 2004 yılında
bir önceki yıla göre %71’lik artış yakalayarak 9 milyar dolar
seviyesini aşmıştır. Aynı zamanda diğer bir önemli ihraç
kalemimiz olan kimyasallar ihracatımız da %40’lık bir artış
oranı ile 5 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir.
-
Özellikle
son yıllarda büyük bir atılım içinde olan makina ve aksamları
ihracatımız ise %41 gibi yüksek oranda artışla 2 milyar dolar
olmuştur.
-
En
eski ihraç ürünlerimizden olan tarımsal ürünler ihracatımız
ise %24,7 oranında artışla 7,5 milyar dolar seviyesini aşmıştır.
Alt gruplar itibariyle bakıldığında ise, Fındık ve Mamulleri
%85, Kuru Meyve ve Mamulleri %24,4, Meyve ve Sebze mamulleri ise %22,1
oranında ihracat artışı sağlamıştır.
-
Son
olarak, madencilik ürünleri ihracatımız ise, bir önceki yıla göre
%42,5 artış oranı ile 1,2 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmiştir.
-
Tüm bu gelişmeler ışığında, 2003 yılında %19,8 olan ihracatımızın
GSMH içindeki oranı 2004 yılında %21,4’e yükselmiş ve böylelikle
ihracatımız son yıllarda olduğu gibi 2004 yılında da tüm
makroekonomik göstergeler üzerindeki olumlu etkisini artırarak sürdürmeyi
başarmıştır.
|
1923-2004
DÖNEMİ TÜRKİYE’NİN DIŞ TİCARET RAKAMLARI (Milyon Dolar)
|
|
|
|
YILLAR
|
İHRACAT
|
İTHALAT
|
DENGE
|
HACİM
|
|
1923
|
51
|
87
|
-36
|
138
|
|
1924
|
82
|
101
|
-19
|
183
|
|
1925
|
103
|
129
|
-26
|
232
|
|
1926
|
96
|
124
|
-28
|
220
|
|
1927
|
81
|
108
|
-27
|
189
|
|
1928
|
88
|
114
|
-26
|
202
|
|
1929
|
75
|
124
|
-49
|
199
|
|
1930
|
71
|
70
|
1
|
141
|
|
1931
|
60
|
60
|
0
|
120
|
|
1932
|
48
|
41
|
7
|
89
|
|
1933
|
58
|
45
|
13
|
103
|
|
1934
|
73
|
69
|
4
|
142
|
|
1935
|
76
|
71
|
5
|
147
|
|
1936
|
94
|
74
|
20
|
168
|
|
1937
|
109
|
91
|
18
|
200
|
|
1938
|
115
|
119
|
-4
|
| |