GENEL SORULAR SORU 1: Gümrük Birliği nedir ? SORU 2: Türkiye-AB arasındaki Gümrük Birliği nedir ? SORU 3: Türkiye-AB Gümrük Birliğinin çerçevesi nedir? SORU 4: Topluluğun Ortak Ticaret ve Ortak Rekabet Politikalarının esasları nelerdir? SORU 5: Türkiye-AB Gümrük Birliği hangi ürünleri kapsamaktadır? SORU 6: Türkiye-AB Gümrük Birliğini düzenleyen 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi kararı'nın içeriği nedir? SORU 7: Ortak Gümrük Tarifesi (OGT) nedir? SORU 8: OGT uyumu nedir? SORU 9: Trafik Sapması nedir? SORU 10: Hassas Ürün nedir? SORU 11: Hassas ürünlerde uygulanacak olan OGT'ye uyum takvimi nedir? SORU 12: Hassas ürünlerde Türkiye'nin OGT hadlerinin üzerinde vergi uygulayabilmesinin dayanağı nedir? SORU 13: Hassas ürünlerin tespitinde hangi kriterler dikkate alınmıştır? SORU 14: "Köprü Mevzuat" nedir? Türkiye açısından ne önem taşımaktadır? SORU 15: A.TR, EUR.1 ve Tek İdari Belge'ni kullanım alanları nelerdir ? SORU 16: Menşe kuralları nedir ? SORU 17: Menşe kümülasyonu nedir? Bu konu Türkiye açısından ne önem taşımaktadır? SORU 18: "Üçgen Trafik" (triangular traffic) nedir ? CEVAP: Gümrük Birliği, en genel ifadeyle, taraflar arasındaki ticarette mevcut gümrük vergileri, eş etkili vergiler ve miktar kısıtlamalarıyla, her türlü eş etkili tedbirin kaldırıldığı ve ayrıca, birlik dışında kalan üçüncü ülkelere yönelik olarak da, ortak gümrük tarifesinin uygulandığı bir ekonomik entegrasyon çeşidi olarak tanımlanmaktadır. Başlıca Ekonomik Entegrasyon Çeşitleri
Gümrük Birliğinin sınırları içinde malların hiç bir engellemeyle karşılaşmadan serbest dolaşımı esastır. Bu nedenle, gümrük birliği tarafları arasında herhangi bir ayırımcılığın ortaya çıkmamasını teminen, ortak rekabet kuralları ile ortak ticaret politikalarının geliştirilmesi de gerekmektedir. Ancak bu çerçevede birlik üyeleri, serbest rekabet ortamında, eşit koşullarda üretim ve ticaret yapabileceklerdir. Bu nedenle, günümüzde gümrük birlikleri, dünya ekonomik ortamındaki gelişmelere paralel olarak, klasik tanımını aşarak daha geniş bir anlamda ele alınmaktadır. CEVAP: Türkiye-AB Gümrük Birliği'nin temeli, Roma Antlaşmasının yürürlüğe girmesinden bir yıl sonra 1959 yılında Türkiye'nin AB'ye katılmak üzere müracaatı ile resmen atılmıştır. Ankara Anlaşması Türkiye'nin AB'ne katılımını üç aşamada öngörmektedir. Bunlardan ilki olan "Hazırlık Dönemi"nin ertesinde, Katma Protokol'ün 1 Ocak 1973 tarihinde yürürlüğe girmesiyle, toplam 22 yıl sürecek olan "Geçiş Dönemi", diğer bir ifadeyle Gümrük Birliği süreci, hukuken başlamıştır. AB Geçiş Döneminin hemen başında, 1971 yılı itibariyle, Türkiye menşeli sanayi ürünlerinin gümrük vergilerini sıfırlarken, Türkiye'nin AB kaynaklı sanayi ürünlerinde gümrük vergilerini tedricen sıfırlaması öngörülmüş ve böylece Gümrük Birliği'nin fiilen yürürlüğe girmesi için 22 yıllık bir süre tanınmıştır. Türkiye'nin 14 Nisan 1987 tarihinde yaptığı tam üyelik başvurusu ertesinde taraflar arasında teknik ve siyasi platformda yürütülen görüşmelerin sonuçları, Gümrük Birliği'nin tamamlanması ve sürdürülmesi için gerekli koşulları belirleyen bir "Gümrük Birliği Kararı" altında toplanarak, Türkiye-AET Ortaklık Konseyi'nin 6 Mart 1995 tarihli toplantısında kabul edilmiştir. Böylece, 22 yıllık Geçiş Dönemi, 1.1.1996 tarihi itibariyle son bulmuş ve Türkiye'nin AB'ye katılımı yolunda "Son Dönem"e girilmiştir. Türkiye-AB Gümrük Birliğinde de sanayi ürünlerinin kaynak kuralları olmaksızın, serbest dolaşımı; eşit koşullarda ticaret yapılabilmesi ve serbest rekabet ortamının sağlanması ile mümkün olacaktır.
CEVAP: Türkiye-AB Gümrük Birliği,
genel gümrük birliği tanımını aşarak, tarafların birbirlerine uyguladıkları
gümrük vergileri ile eş etkili vergilerle, ikili ticaretin önündeki her
türlü engeli kaldırmaları ve üçüncü ülkeler kaynaklı ürünlerde ortak bir
gümrük vergisi tahsil etmeleri hususlarını içermekle kalmayıp, dünya ticaretinde
GATT kuralları bazında gelişen yeni koşullar ve AB'nin 1992 yılında hayata
geçirdiği Tek Pazar uygulamaları çerçevesinde, Topluluğun Ortak Ticaret
ve Ortak Rekabet Politikalarının temel unsurlarına uyumu da kapsamaktadır.
CEVAP: Topluluğun Ortak Ticaret Politikası'nın araçları,
olarak özetlenebilir. Bu çerçevede, Türkiye, Topluluğun yukarıda bahsi geçen mevzuatına uyum sağlarken aynı zamanda, AB'nin üçüncü ülkelere yönelik olarak uyguladığı otonom ve tercihli rejimleri de adapte etmektedir. Bu husus, 6 Mart 1995 tarih ve 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı'nda da öngörülerek, Türkiye'ye, Topluluğun tercihli anlaşamalarını tedricen üstlenmesi konusunda 5 yıllık bir süre tanınmıştır. Topluluğun Ortak Rekabet Politikası'nın amaçları arasında,
bulunmaktadır. Bu çerçevede, Türkiye tarafından,
gerekmektedir. Türkiye, yukarıda özetlenen
mevzuatların ilk ikisini tamamen, üçüncüsünün de önemli bir bölümünü hayata
geçirerek, Gümrük Birliğine girmiş bulunmaktadır. CEVAP: Gümrük Birliği, esas itibariyle sanayi ürünlerini kapsamaktadır. Ancak, hassas maddeler olarak nitelendirilen bazı sanayi ürünlerinin üçüncü ülkelerden ithalatında Topluluk tarafından uygulanan OGT hadlerine uyum, kademeli olarak 1.1.2001 tarihi itibariyle gerçekleştirilecektir. Diğer taraftan, Topluluğun 3448/93 sayılı Konsey Yönetmeliği ekinde listelenen İşlenmiş Tarım Ürünleri de Gümrük Birliği kapsamında yer almaktadır. Sözkonusu ürünlerin ithalatında, Topluluk sistemi ile uyumlu olarak oluşturulan yeni mevzuat çerçevesinde, Toplu Konut Fonu (diğer bir ifadeyle tarım payı) bütün ülkeler kaynaklı ürünler için uygulanırken, Gümrük Vergisi Oranı (diğer bir ifadeyle sanayi payı) sadece üçüncü ülkeler menşeli ürünlerde uygulanmaktadır. Tarım ürünlerinin serbest dolaşımının sağlanması ancak, Türkiye'nin, Topluluğun Ortak Tarım politikasına uyumu ertesinde mümkün olabilecektir. Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu Anlaşmasına
dahil ürünlerde ise, AB ile Türkiye arasında bir Serbest Ticaret Alanı
oluşturulmasını öngören Anlaşma 21 Aralık 1995 tarihinde parafe edilmiştir.
CEVAP: 6 Mart 1995 tarih ve 1/95 sayılı Türkiye-AB Ortaklık Konseyi Kararı (Gümrük Birliği Kararı), koşulları Katma Protokol'le belirlenmiş bulunan Geçiş Dönemi'ni sona erdirmekte, Gümrük Birliğinin henüz tamamlanmamış unsurları ile bu birliğin tamamlanmasından sonra işlerliğini sağlamaya yönelik tedbirleri ve takvimi içermektedir. Sözkonusu metin,
oluşmaktadır. Ortaklık Konseyi'nin 6 Mart 1995 tarihli toplantısında 1/95 sayılı Gümrük Birliği Kararının yanısıra,
kabul edilmiştir. CEVAP: OGT, AB'nin üçüncü ülkelere uyguladığı gümrük tarifesidir. Topluluğu kuran Almanya, Fransa, İtalya, Belçika, Hollanda ve Lüksemburg; uygulamakta oldukları gümrük vergilerinin aritmetik ortalaması üzerinden 1 Temmuz 1968 tarihinde Ortak Gümrük Tarifesi'ni oluşturmuşlardır. OGT, her yıl, Armonize Sistem Nomenklatürüne dayanan Kombine Nomenklatür bazında, bir Konsey Yönetmeliği ekinde yayınlanmakta ve AB üyesi ülkelerin, tarifeleri tek başına değiştirmesine imkan bulunmamaktadır. Gümrük vergisi oranları Otonom ve Konvansiyonel olmak üzere iki sütuna bölünmüştür. Otonom gümrük vergileri, kanuni vergileri göstermektedir. Konvansiyonel gümrük vergileri ise, GATT'a konsolide edilmiş olan tavizli vergiler olup, "en ayrıcalıklı ülke" statüsünü haiz ülkelerden yapılan ithalata uygulanır. Genel olarak konvansiyonel vergiler, otonom vergilerden daha düşüktür. Ancak, vergilerin kısmen veya tamamen askıya alınması gerektiğinde, bu işlem otonom vergiler üzerinden yapılmaktadır. Zira, konvansiyonel vergiler değiştirilebilir vergiler değildir. OGT, GATT Çok Taraflı Ticaret Müzakereleri
çerçevesinde indirilmekte olup, son olarak Uruguay Round müzakerelerinde
AB taahhütlerine bağlı olarak ortalama % 3.5 seviyesine düşürülmesi kararlaştırılmıştır.
CEVAP: OGT uyumu, Katma Protokol'ün imzalandığı tarihte ( 23 Kasım 1970) yürürlükte olan (fiilen uygulanmakta olan) Türk Gümrük Vergileri (TGV) ile uyumun yapıldığı tarihteki OGT hadleri arasındaki farkın Katma Protokol takvimi çerçevesinde yüzdesel olarak azaltılması anlamına gelmektedir. Başka bir deyişle: OGT uyumu sonucunda ulaşılan oran = TGV - ((TGV - OGT ) x uyum yüzdesi) şeklinde formüle edilebilmektedir. Bu formülün uygulandığı süreç sonunda, Türk Gümrük Tarifesi AB'nin OGT'sine tam olarak eşitlenmiştir. CEVAP: Ticaretin normal seyrinin, ülkelerin farklı tarife ya da tarife dışı önlemler uygulaması sebebiyle yön değiştirmesidir. Gümrük Birliklerinde, üyeler arası ticareti engelleyen ya da kısıtlayan gümrük vergileri ve tarife dışı engeller (kota, tarife kontenjanı vb.) kaldırılmaktadır. Ayrıca, üyelerin, Gümrük Birliği dışındaki ülkelere karşı ortak bir dış tarife uygulama yükümlülüğü bulunmaktadır. Böylelikle, üçüncü ülkelere karşı farklı tarife uygulaması nedeniyle, malların yön değiştirmesi önlenmektedir. Örneğin, A ve B'nin bir serbest ticaret bölgesinin üyeleri olduklarını varsayalım. A ülkesi aynı mal için "0" vergi uygularken, B ülkesi % 20'lik bir vergi tahsil etmektedir. Bu varsayımlar altında, üye olmayan bir ülkenin ihracatçısı, B ülkesine yönelik ihracatını, malı için gümrük ödemeyeceği A ülkesi üzerinden gerçekleştirmeyi kazançlı bulabilir. Ancak, bunun ön koşulu, A ile B ülkesi arasındaki sigorta ve taşıma masraflarının, ticaretin normal seyrinde, B ülkesinde tahsil edilmekte olan gümrük vergilerinin üzerinde bulunmamasıdır. Yukarıda örneklenen ticaret sapmasının diğer sonuçları şöyle özetlenebilir: - Üye olmayan ülkelerin malları, A ülkesine olduğu gibi B ülkesine de gümrükten muaf olarak girdiğinden, B ülkesi, ilgili üçüncü ülkeye karşılıksız bir ödün vermiş sayılmaktadır. - A ülkesinin B ülkesi mallarına göre daha düşük vergi uyguladığı mallarda bir ticaret sapması sözkonusu olduğunda, A ülkesi B'nin zararına bir gümrük vergisi geliri elde edecektir. - A ülkesi, ticaret sapmasından kaynaklanan ekstra sigorta ve yükleme geliri de elde edebilir. Ayrıca, ithal girdileri işleyerek B ülkesine ihraç eden A ülkesi üreticileri, A ve B ülkeleri arasındaki taşıma giderlerini üstlenmek durumunda bulunmadıklarından, bir maliyet avantajı da kazanacaktır. Gümrük Birliklerinde Ortak Gümrük Tarifesi aracılığıyla çözümlenen bu sorun, Serbest Ticaret Bölgelerinde; bir ülkeden diğerine giden malların menşeinin araştırılması ve menşe şahadetnamesi istenmesi yoluyla önlenmektedir. Ortak Gümrük Tarifesi uygulaması, Gümrük Birliklerinin Serbest Ticaret Bölgelerinden farklı olarak menşe ilkesi yerine serbest dolaşım ilkesine dayanması ile ilgilidir. Bir diğer ifadeyle, birlik içinde üretilen malların yanısıra, üçüncü ülkelerde üretilerek birliğe ithal edilen, gümrük vergisi ve eş etkili vergi veya resimleri ödenmiş ve bu vergi veya resimleri tam veya kısmi bir iadeden yararlanmamış ve ithal formaliteleri tamamlanmış mallar da serbest dolaşımda sayılır. Bu sebeple birliğin taraflarından birinin,
herhangi bir ürün için OGT seviyesinden farklı bir vergi tahsil etmesi
durumunda, örneğin teşvik rejimi altında muaf girdi ithal edilmesi gibi,
bu ürünün birliğin diğer üyelerine gönderilmesi sırasında, OGT ile bahsekonu
vergi arasındaki farkın "fark giderici vergi" adı altında tahsil
edilmesi gerekecektir. CEVAP: Türkiye-AB Gümrük Birliği'nden sonra Türkiye'nin üçüncü ülkeler kaynaklı ithalatında, Topluluğun Ortak Gümrük Tarifesi (OGT) hadleri üzerinde gümrük vergisi uyguladığı sanayi ürünleri, hassas ürünler olarak nitelendirilmektedir. Gümrük Birliğinin temel şartlarından biri
olan, Birliği oluşturan tarafların diğer (üçüncü) ülkelerden ithalatlarında
ortak bir gümrük tarifesi uygulamaları hususu, Türkiye-AB Gümrük Birliğinde,
bazı istisnai sanayi malları itibariyle, 5 yıl süreyle ertelenmiş bulunmaktadır.
Bu süre içerisinde Türkiye, Gümrük Birliğinin fiilen yürürlüğe girdiği
1.1.1996 tarihi itibariyle Topluluğun OGT hadleri üzerinde vergi uygulayabilecektir.
Sözkonusu uygulama bir takvim çerçevesinde gerçekleştirilecek olup, 1.1.2001
tarihinde OGT oranlarına tam uyum sağlanmış olacaktır. Listesi ekli hassas
ürünlerin AB'den ithalatında menşe kriteri aranacaktır. CEVAP: Sözkonusu takvim, Türkiye'nin 1.1.1996 tarihi itibariyle uygulayacağı "Başlangıç Vergileri"nden, 5 yıl süreyle belli oranlarda indirim yaparak OGT hadlerine uyumunu düzenlemektedir. Bu takvime göre, hassas ürünün,
uygulanacaktır. CEVAP: Gümrük Birliğinden sonra Türkiye'nin, Topluluğun OGT hadleri üzerinde vergi uygulayabilme yetkisi, Katma Protokolün 19/2 maddesinden kaynaklanmaktadır. Bu madde hükmü çerçevesinde Türkiye, 1967 yılı toplam ithalatının değer olarak % 5'ini aşmayan bir kısım maddeler için, Türkiye-AB Ortaklık Konseyinde danışmalarda bulunduktan sonra, Gümrük Birliği ertesinde de üçüncü ülkeler menşeli maddelerin ithalatında OGT hadleri üstünde vergi uygulayabilecektir. Ayrıca, bu durum 6 Mart 1995 tarih ve
1/95 sayılı Türkiye-AB Ortaklık Konseyi Kararı'nın 15'nci maddesi ile
teyid edilerek, Türkiye'nin üçüncü ülkelere uyguladığı ve OGT hadlerinden
daha yüksek olan gümrük tarifelerini 1 Ocak 2001 tarihine kadar muhafaza
edebileceği kararlaştırılmıştır. CEVAP: Hassas ürünlerin tespitinde,
dikkate alınmıştır. CEVAP: Türkiye ile AB arasında oluşturulan Gümrük Birliği'nin uygulama esaslarını belirleyen 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı'nın ilgili maddeleri, Türkiye'nin Gümrük Birliği'nin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren AB'nin gümrük işlemleriyle ilgili ana mevzuatını benimsemesini öngörmektedir. Ancak, bu mevzuat esas olarak üçüncü ülkelere karşı uygulanmak üzere adapte edilmiştir. Oysa, AB ile Türkiye arasında ticarette kuralları düzenleyecek ayrı bir düzenlemeye ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çerçevede, Topluluk ile Türkiye arasında
uygulanacak hükümleri belirleyecek bir "Köprü Mevzuat"ın üzerinde
çalışmalar tamamlanmak üzeredir. Burada "Köprü" nitelemesi,
sözkonusu mevzuatın, tarafların birbirinden bağımsız (fakat birbiriyle
uyumlu) gümrük mevzuatını bağlantılı hale getirmeyi amaçlamasından kaynaklanmaktadır.
Metinde, Ortak Gümrük Tarifesi ve tercihli ticaret politikaları, taraflar
arasındaki ticarette uygulanacak gümrük hükümleri, ürünlerin serbest dolaşıma
girmesi alanında idari işbirliği, gümrük belgelerinin verilmesi için basitleştirilmiş
işlemler ve bu belgelere ilişkin diğer hükümler, yolcu beraberinde getirilen
maddeler ile postayla gönderilen mallar, üçüncü ülkelerle ticarette uygulanacak
gümrük hükümleri, hariçte işleme rejimi ve iade edilen mallara ilişkin
maddeler yer almaktadır. CEVAP: Türkiye ile AB arasındaki ticarette, malların karşılıklı olarak tanınan tavizlerden yararlanmaları ATR.1 ve ATR.3 Dolaşım Belgelerinin düzenlenmesine bağlıdır. Gümrük Birliği ile birlikte, Topluluk gümrük bölgesi ile Türk gümrük bölgesi arasında bir irtibat kuracak olan köprü mevzuat çerçevesinde, bu belgeler ATR Belgesi adı altında kullanılmaya devam edecektir. EUR.1 Belgesi, serbest ticaret anlaşmaları kapsamında taraf ülkeler menşeli ürünlerin tavizlerden yararlanmaları sağlayan bir belge olup, halihazırda yalnızca Türkiye'nin EFTA ülkeleri ile akdettiği Serbest Ticaret Anlaşması çerçevesinde kullanılmaktadır. Ayrıca, Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu (AKÇT) ürünlerinde, Türkiye ile Topluluk arasında parafe edilen Serbest Ticaret Anlaşması kapsamı ürünlerin ticaretinde de EUR.1 belgesi düzenlenecektir. Benzer şekilde, Türkiye, Topluluğun üçüncü ülkelerle yaptığı tercihli anlaşmaları üstlendikçe, akdettiği serbest ticaret anlaşmaları kapsamında bu belge tanzim edilecektir. Tek İdari Belge, Topluluğun ticari işlemlerinde kullandığı, AB ile yaptıkları Tek İdari Belge Konvansiyonu ile EFTA ülkelerinin de kullanmaya başladığı, ülkemizde kullanılan Gümrük Giriş-Çıkış Beyannamelerinin ve Serbest İhracat Beyannamelerinin fonksiyonunu üstlenmiş bir belgedir. Türkiye, Gümrük Birliği kapsamında ve ticari formalitelerin azaltılmasına bağlı olarak, 29 Aralık 1995 tarih ve 22508 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve 1615 sayılı Gümrük Kanunu'nun uygulanmasına dair Yönetmelikte bazı değişiklik ve ilaveler yapan Yönetmelikle, kullanılagelen Gümrük Giriş ve Çıkış Beyannamelerini kaldırarak, "Gümrük Beyannamesi" adı altında Tek İdari Belgenin kullanımına başlamıştır. Diğer taraftan, 6 Ocak 1996 tarih ve 22515 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İhracat Rejimi çerçevesinde, İhracat Beyannamesi kaldırılarak, ihracat işlemlerinde, "Gümrük Beyannamesi üzerinde İhracatçı Birliklerinin onayının aranması" uygulamasına geçilmiştir. Aynı Resmi Gazete'de yayımlanan 96/1 sayılı Tebliğle, İhracatçı Belgesi uygulamasına da son verilmiştir. Paralel şekilde, gerek Gümrük Birliği
gerek Dünya Ticaret Örgütü Anlaşmasından kaynaklanan yükümlülüklerimiz
kapsamında, 31 Aralık 1995 tarih ve 22510 mükerrer sayılı Resmi Gazete'de
yayımlanan İthalat Rejimi ile, İthalatçı Belgesi ve İthal Müsaadesi kaldırılmıştır.
CEVAP: GATT üyesi ülkeler, birbirlerine karşılıklı olarak tavizli vergiler uygulamaktadırlar. Ancak, bu tavizli vergilerin uygulanması, ihracatçı ülkenin menşeini taşıyan ürünler bakımından sözkonusu olmaktadır. Başka bir ifade ile, ithal edilmiş ürünlerin herhangi bir işlem görmeksizin karşı tarafa ihracı GATT kuralları çerçevesinde teşvik edilen bir unsur değildir. Bu noktadan hareketle, ithal edilmiş bir ürünün ne ölçüde işlenmesi halinde menşe kazanacağı konusunda kuralların belirlenmesi gerekmiştir. GATT kuralları çerçevesinde, ithal edilmiş bir malın menşe değiştirebilmesi için, malın işlenmesinden sonra gümrük tarifesinin (4'lü Armonize Sistem tanımlamasının) değişmesi, belirli bir oranda katma değer artışı sağlanmış olması veya önemli ölçüde işlem görmesi gibi hususlar düzenlenmiştir. Yukarıdaki genel kuralın dışında, ikili
tercihli ticaret anlaşmaları ve serbest ticaret bölgesi anlaşmaları çerçevesinde
veya tek taraflı (örn.GSP) olarak verilen tavizlerin uygulanması daha
sıkı menşe kurallarına bağlanabilmektedir. Bu bağlamda, yüksek katma değer
katkısı veya önemli ölçüde değişime uğramış olmak kaydı gibi hususlar
daha sıkı kurallara bağlanmıştır. Yukarıdaki hususların hepsi AB menşe
kurallarında yer almakta olup, AB'nin tercihli rejimlerinin üstlenilmesi
paralelinde Türkiye'nin üçüncü ülkelere vereceği tavizler de aynı kurallara
tabi olacaktır. CEVAP: Menşe kurallarının kümülasyonu, ülkelerin aralarında uyguladıkları tercihli ticaret rejimlerinin bir uzantısını teşkil etmektedir. Normalde, tercihli ticaret ilişkisi içersindeki iki ülke arasında ticarete konu olan bir ürünün tercihli rejimden yararlanabilmesi için, ihracatçı ülke menşeini taşıması gerekmektedir. Örneğin, bir ürünün Türkiye ile EFTA ülkeleri arasındaki Serbest Ticaret Anlaşması çerçevesinde tercihli bir rejimle Türkiye'den EFTA'ya ihraç edilebilmesi için Türk menşeli olması koşulu aranmaktadır. Bunun sağlanabilmesi için, eğer sözkonusu ürünün bünyesinde yabancı girdi kullanılmış ise, Türkiye'de bu girdilerin Türk menşeini kazanmalarını sağlayacak derecede kapsamlı bir işlemden geçmeleri gerekmektedir. Diğer taraftan, benzeri tavizler içeren tercihli anlaşmalar birden fazla ülke ile imzalanabilmektedir. Bu durumda, örneğin doğrudan ihracatta aynı tavizden yararlanma hakkına sahip olan ülkeler, birbirleri menşeli ürünleri satarken tavizden yararlanamamaktadırlar. Bu hususa bir çözüm olarak, AB, Merkezi ve Doğu Avrupa Ülkeleri ile imzaladığı Avrupa Anlaşmalarına, "menşe kümülasyonu" hükmünü koymuştur. Bu hüküm çerçevesinde, bahse konu ülkelerin üçüncü ülke menşeli girdilerin işlenmesi sırasındaki katkıları, menşe kuralları çerçevesinde ihtiyaç duyulan toplam yerli katkı payında birbirlerine eklenebilmektedir (kümüle edilebilmektedir). Türkiye'nin, Gümrük Birliği'nin tamamlanması
kapsamındaki yükümlülüklerinden biri, AB'nin üçüncü ülkelerle imzalamış
bulunduğu tercihli ticaret anlaşmalarını üstlenmektir. Türkiye'nin bu
ülkelerle imzalayacağı anlaşmalarda Topluluğunkine benzer biçimde menşe
kurallarının kümülasyonuna ilişkin hükümlerin yer alması, ayrıca, Türkiye
ile Topluluk arasındaki ticari ilişkiler açısından da konuya açıklık getiren
bir düzenlemenin yapılması; aralarında menşe kurallarının kümülasyonu
bulunan ve bulunmayan ülkelerin ticareti esnasında Gümrük Birliği'nin
işlemesi nedeniyle ortaya çıkabilecek trafik sapmalarının önlenebilmesi
açısından büyük önem taşımaktadır. CEVAP: Hariçte İşleme Rejimi kapsamında hammadde ve ara malların üçüncü ülkelere işlenmek üzere gönderilmesi ve işlendikten sonra yeniden ithal edilmeleri mümkün bulunmaktadır. Bu çerçevede üretilmiş olan mallar, ithal işlemlerinin tamamlanmasını müteakip serbest dolaşıma girmekte ve AB'ye (Türkiye'ye) ihraç edilebilmektedir. Yukarıda özetlenen sistemde, üçüncü ülkede işlenen malın önce ithal edilmesi ve bilahare karşı tarafa ihracının mümkün olması, esasen gereksiz bir işlem yaratmaktadır. Gümrük Birliğinin tarafları arasında bu gereksiz işlemin kaldırılmasını teminen, Köprü Mevzuatı ile taraflardan birisi tarafından hariçte işlenmek üzere üçüncü ülkelere gönderilmiş malların, işlendikten sonra doğrudan diğer tarafa ithalini mümkün kılan bir sistem oluşturulması öngörülmüş olup, bu sisteme "üçgen trafik" adı verilmiştir. |